Yapay Zekâ Araştırmaları: Perakendede Ölçek ve Yatırım Getirisi

Yapay zekânın perakende ve tüketici ürünlerinde kârlılığa katkısı, pilot projelerden temel ticari süreçlere yayılan ölçeklenebilir uygulamalara geçilmesine bağlı.

Perakende ve ambalajlı tüketici ürünleri şirketleri; değişken maliyetler, değer odaklı alışveriş tercihleri ve öngörülebilirliği azalan talep nedeniyle kârlı büyümeyi sürdürmekte zorlanıyor. Yapay zekâ tüketicilerin ürün arama, karşılaştırma ve satın alma biçimlerini değiştirirken şirketler üzerindeki rekabet baskısını da artırıyor.

Pilotlardan ölçeklenebilir değere

Sektörde inovasyon, pazarlama, ticari planlama, stok yenileme ve raf bulunurluğu gibi alanlarda çok sayıda yapay zekâ uygulaması deneniyor. Buna karşın pilot projeleri şirket genelinde ölçülebilir ve tekrarlanabilir ekonomik değere dönüştürebilen işletmelerin sayısı sınırlı kalıyor.

Belirleyici farkın daha geniş ürün portföylerinden veya daha karmaşık modellerden ziyade yapay zekânın temel ticari kararlara yerleştirilmesiyle oluşması bekleniyor. Teknolojiyi ayrı bir yatırım kalemi olarak değil, iş süreçlerini dönüştüren kurumsal bir yetkinlik olarak ele alan şirketler; talep tahmini, ürün seçimi ve fiziksel-dijital kanal koordinasyonunda daha güçlü sonuçlar elde edebilir.

Kârlılık potansiyeli

Değer zinciri boyunca geliştirilen yapay zekâ uygulamalarının ambalajlı tüketici ürünleri şirketlerinde kümülatif EBIT marjına 220-350 baz puan, perakendecilerde ise 180-360 baz puan katkı potansiyeli taşıdığı hesaplanıyor. Bunlar gerçekleşmiş sonuçlar değil, uygulamaların başarıyla ölçeklenmesine bağlı tahmini etkilerdir.

Ajan tabanlı yapay zekâ yetkinliklerinin ilerlemesi durumunda söz konusu potansiyelin yaklaşık 1,7 katına çıkabileceği öngörülüyor. Ancak yatırım getirisinin oluşması, teknolojinin tek başına devreye alınmasından çok operasyonlara entegrasyonuna ve kritik karar süreçlerinde düzenli biçimde kullanılmasına bağlı.